Derneğe Aidat borcu olan üyelerimiz,Aidatlarınızı en kısa zamanda ödemenizi bekliyoruz.
Üye olmayanlarıda üye olmaya davet ediyoruz.

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

HAYDARPAŞA KAYIKCILARI

A.RAGIP AKYAVAŞIN 
TÜRK DİYANET VAKFI YAYINLARINDA  ÇIKAN ASŞTHANE 1 KİTABININ 95,96 SAYFALARINDA ALPSARILI KAYIKCILARLA İLGİLİ YAZISI.



Haydarpaşa Kayıkçıları

Etrafımı fark etmeye başladığım günden beri onları tanırım. Fış fış kayıkçı… Durmadan giderler gelirler… Kadıköy ile Haydarpaşa arasında mekik gibi seyirirler.Mahalle aralarında helikopterlerin işleyeceği güne kadar bu böyle devam edip gidecek galiba… Haydarpaşa koyunun tapusu sanki kendilerine verilmiştir.

      Hepimizin tanıdığı bu kayıkçılar kendi hallerinde munis insanlardır. Üzerinde çalıştıkları deniz ne kadar hırçın ve sert ise, bunlar da o kadar yumuşaktırlar. Derler ki: tabiat siyâret edicidir. Hiç de öyle değil. Toprağın bütün sükûnetine rağmen üstünde çalışan şoförlerin hırçınlıklarından yaka silkmiyor muyuz? Bu kayıkçılar karadaki meslekdaşlarının aksine argo da konuşmazlar. Hele yutturmaca nedir bilmezler: Kanaat ehlidirler. Muayyen tarifeden ne bir akçe eksik ne bir akçe fazla istedikleri işitilmemiştir. Bir eyvallah borçlarıdır.

      Koydaki çileleri yüz seksen günü buldu mu, vardiya değiştirirler. Bunlar giderler Apsarı’dan yenileri gelip küreğe otururlar. Otuz iki rüzgârla güreşmesini bilen bu yağız Anadolu uşakları nasıl olmuş da mavi sularla can ciğer olmuşlar!... Halbuki, Anadolu’nun ortasına düşen Çankırı’nın bu kıraç yayla çocukları Haydarpaşa’ya gelinceye kadar gemiyi duvarda suyu bardakta görürler. Apsarı’da doğarlar, Marmara’da ömür eskitirler. Haydarpaşa koyunda kayıkçılık bunlar için mukaddes bir ocaktır. Hariçten bir yabancı öldüm Allah dese aralarına katılamaz. Cümlesi kırk erdir. Kendileri de başka denizlerin yabancısıdırlar. Ne Eyüp’ün çamurlu sularını ne de Salıpazarı’nın mazotlu kıyılarını bilirler. Himmetini diledikleri Karaca Ahmed Sultan pîrleridir. Hacı Bektaş-ı Velî’nin çağdaşı olan Hazreti Pîr Üsküdar’a gelip yerleşinceye kadar müritleri gibi denizi bilmezdi. Ne tuhaf bir benzerlik değil mi?

      Kayıkçılar umumiyetle zeki ve ferâsetli insanlardır. Üstâd-ı edeb Orhan Seyfi hepinizin bildiği bir manzumesinde onlardaki seziş kabiliyetini ne tatlı ve müessir, ne hisli mânâlı  ibârelerle canlandırır: “Sultan İkinci Mahmud şahsiyetini gizleyerek bir derviş kılığında kayıkla gezmeye çıkar. Kayık gelir Topkapı’ya yanaşır. Sultan Mahmud karaya çıkar çıkmaz kayıkçı der ki: Derviş baba, dur hele! Yanlışlıkla bir Osmanlı altını bırakmışsın, yüz para ver, al şunu! Sultan Mahmud için için gülümser, senin olsun bıraktığım altın, der. İşi anlayan zeki ihtiyar kayıkçı der ki: Gitme, sana bir çift sözüm var derviş baba. Hakîkaten eğer sen, göründüğün gibi böyle bir dervişsen, bu verdiğin para çoktur al geri, yüz paradır hizmetimin değeri. Yok eğer sen şu sarayda oturan devletliysen iş değişir o zaman. Talih bana her gün böyle yâr olmaz, hakkımı ver bu verdiğin para az!”





Yorumlar - Yorum Yaz